Oynadığım Bütün Oyunlar Çocuğum

Erkut Tezerdi ~ Karar / 6 Haziran 2016

Tilbe Saran 44. İstanbul Müzik Festivali’nde Shakespeare’in ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ eserinden uyarlanan iki gösteriyle izleyici karşısında. 30 yıldır sahnede olduğunu söyleyen Saran “Hep istediğim yapımlarda yer aldım. Hepsi benim çocuğum gibi” diyor.

06.06.2016_karar02-tilbe-saran2Sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu Tilbe Saran, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 44. İstanbul Müzik Festivali’nde iki gösteriyle sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Bu gösterilerde Shakespeare’in ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ eserinden dörtlükler söylüyor. Aynı zamanda da bir eğitimci olan Saran, akademik alanda tiyatro ve oyunculuk üzerine dersler verirken diğer yandan da Oyuncular Sendikası’nda aktif rol alıyor.

İzleyicileri neler bekliyor?

Bir tanesi Orchestra of The Swan’la bu ayın üçündeydi. İki dahinin buluşması: Felix Mendelssohn, Shakespeare’in ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ eserini uyarladı. Bu yapımda Judi Dench rol aldı. Biz, bu gösterinin eşini Türkiye’de gerçekleştiriyoruz. Ben de Mendelssohn’un ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan seçtiği tiratları, müzikleri destekleyecek şekilde seslendiriyorum. Ayın 10’undaki yapımda ise yine Mendelssohn’ın uyarladığı ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın girişindeki 10-11 dakikalık ‘Scherzo’ bölümü çalınacak. O uyarlama başlamadan önce de ben de tirat okuyacağım.

İNSANA DAİR HER ŞEY

Shakespeare’in eserlerini bu kadar ölümsüz kılan nedir?

Aradan 400 yıl geçmesine rağmen dün yazılmış gibi olması. Eserlerinde insanın özüne; sevgiye, nefrete, iyiliğe ve kötülüğe dair çoğu şeyi kaleme almış. Shakespeare’in her oyunu Kaşıkçı Elması gibi değerli. Dünyanın her neresinde oynanırsa karşılığını buluyor.

Yer aldığınız yapımlardan sizi en çok etkileyen hangisi?

30 yıldır sahnedeyim. Hep istediğim yapımlarda yer aldım. Hepsi benim çocuğum gibi... Ayrım yapmam çok zor.  Ben her zaman çok şanslı bir oyuncuyum. Hepsi benim için özel. Ancak mutlulukla andığım bir de  Aksanat Prodüksiyon dönemi var. Oradayken yaptığım işleri hiç unutmam.

Genç oyuncuları nasıl buluyorsunuz?

Gençlere çok güveniyorum. Mesela yedi yıldır Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde derslere giriyorum. Öğrencilerimin benden çok ileri olduğunu düşünüyorum. Onlardan çok şey öğreniyorum. Ufkum genişliyor. Ben öğrenciyken Yıldız Kenter hocam şöyle derdi: ‘Benim gerçek hocalarım, öğrencilerimdir.’ Tabii bunu o zaman anlamazdık. Bize iltifat ediyor zannederdik. Ta ki öğretmenlik yapmaya başlayınca hak verdim.

SETLERDE ÇOCUK ÇALIŞTIRILIYOR

Sizi yakın zamanda ekranlarda yeniden görecek miyiz?

Dizilere tövbe ettim. Koşullar düzelene kadar çalışmayı düşünmüyorum. Sıfır denetim! Setlerde çocuk çalıştırılıyor. Sigortasız çalışanlar da var. Son işten de imza attığımız koşullara uyulmadığı için ayrıldım. Uzun süren çekim saatleri nedeniyle gözümde ‘tedavi edilmezse kalıcı hasar olabilir’ raporum var. Öyle sözleşmelere imza atmak zorunda kalıyoruz ki, dizinin olası evrenlerdeki satışını-yayınlanmasını bile teslim ediliyor. Sözleşmeleri yazan hukukçuların nereden mezun olduklarını merak ediyorum. Mesela şoke edici bir madde şöyle: ‘Ölüp de seti aksattığı takdirde, mirasçıları tazminat maddesinden sorumludur’.

DİZİ SEKTÖRÜNDE ÖLÜMLER YÜZDE 8

Son dönemdeki dizi yapımları nasıl buluyorsunuz?

Ben aynı zamanda Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri’yim. Oyuncuların çalışma koşullarıyla ilgili sıkı bir çalışma yapıyoruz. Sektörün gidişatı pek iç açıcı değil. Türk dizileri ABD dizilerinden sonra dünyada en çok satılan yapımlar; yani takır takır para kazandıran bir söktör. Fakat yüzde 8 oranında ölümlü kazanın olduğu bir sektör. Setlerde 18-20 saat çalışan var ve 16’ncı saatten sonra yüzde 60’tan fazla kaza yaşanıyor. Organ kayıpları, psikolojik çöküntüler söz konusu. Çalışma koşulları adeta 19. yüzyıl sanayi öncesi çocuk tekstil işçileri dönemi kadar ağır.